TATLANDIRICILAR KAN ŞEKERİNİ ETKİLER Mİ?

Gıda katkı maddeleri gıdaların üretim süreci içerisinde gıdaların renk, tat, koku, besin değeri ve raf ömrü gibi özelliklerini iyileştirmek amacıyla gıdalara katılan maddelerdir. Bu maddeler gıda paketleri üzerindeki etiketlerde “içindekiler” kısmında belirtilmektedir. Gıda katkı maddelerinin kullanılmasına izin verilmeden önce birçok toksikolojik araştırma yapılmaktadır. Bu araştırmalar sonucunda öncelikle hayvanlar için güvenli miktarlar belirlenir, daha sonra emniyet katsayısı olan 100’e bölünerek insanlar için güvenli olan ADI (günlük alınmasına izin verilen) düzeyler belirlenir. Bu düzey üzerinden gıdalarda hangi miktarlarda kullanılacağı hesaplanır. Gıdalarda kullanılmaya başlandıktan sonra herhangi bir olumsuz etkiye yol açıp açmadığı takip edilir. Yapılan araştırmalar belirli periyotlarda değerlendirilerek olumsuz etkiye yol açan dozlar dikkate alınarak ADI değerleri düşürülebilir veya ciddi bir yan etki söz konusu ise kullanımı yasaklanır. Tatlandırıcılar da gıda katkı maddesi grubuna girmektedir.

Tatlandırıcılar 2’ye ayrılır: Sentetik olanlar (kalorisiz) ve şeker alkolleri. Aşağıda yapılan çalışmalar anlatıldığında dehşete düşüp ölümcül etkilermiş gibi düşünmeyin. Bunlar bilimsel çalışmalardır. Bizler tüketici olarak bunlar bilip miktarına dikkat eder isek bahsedilecek etkilere maruz kalmayız. Yani haftada/ayda  1 şekersiz kola tüketiyorsanız ya da kilonuza göre önerilen miktarı diyetisyeniniz hesaplamış ve size söylemiş ise bunda bir sakınca yoktur.

Sentetik tatlandırıcılar yani kalorisiz olan (şekersiz denmesinin sebebi bu tatlandırıcıların eklenmesidir)  daha çok gazlı içeceklerde kullanılır. Sentetik tatlandırıcılar; sakkarin, sukraloz, aspartam, asesülfam-K, neosperidin DC ve seplenda olarak sayılabilir.

Yaygın olarak kullanılan tatlandırıcılardan biri olan sükralozun, glisemik yanıtı etkilediği, yüksek plazma glikozu yarattığı belirtilmiştir.

Ayrıca sükraloz sindiriminin obez bireylerde insülin direncine yol açabileceği öne sürülmüştür. Çalışmada, obez bireyler sükraloz tükettiklerinde, su tüketimi ile aynı glisemik yanıtı elde edebilmek için normal insülin konsantrasyonundan %20 daha fazla insüline gereksinim duymuşlardır. Çalışma verileri, normal koşullarda tatlandırıcı kullanmayan obez bireylerde, sükralozun kan glukoz düzeyini ve insülin yanıtını etkilediğini göstermiştir.

Yapay tatlandırıcıların insülin salınımını etkileme durumunun incelendiği bir diğer çalışmada, sükralozun bir saat içerisinde insülin sekresyonunu uyardığı saptanmıştır.

Bireylerde tatlandırıcı kullanımı ile kan glukoz kontrolü arasındaki ilişkiyi değerlendiren bir çalışmada, daha önce hiç tatlandırıcı kullanmamış yedi sağlıklı yetişkin birey bir hafta süresince izlenmiş, günlük 5 mg/kg sakkarin (Günlük Kabul Edilebilir Alım/ADI miktarı) tüketmeleri sonucunda, bireylerin 5. ve 7. günlerdeki glisemik yanıtlarının 1. ve 4. günlerdeki glisemik yanıtlarına kıyasla önemli derecede azaldığı saptanmıştır. Tatlandırıcı kullandıkça glisemik yanıt azalmıştır. Çalışmanın sonucunda; hem farelerde, hem de insanlarda tatlandırıcı kullanımının glukoz intoleransı riskini artırdığı, bu olumsuz etkilerin bağırsak mikrobiyotasının bileşiminin ve fonksiyonunun iyileştirilmesiyle azaltılabileceği bildirilmiştir.

Şeker alkolleri poliollerin bir grubunu oluşturan ve tipik olarak şekerden türetilen organik bileşiklerdir. Maltitol, ksilitol, sorbitol ve eritritol bunlardan bazılarıdır. Şeker alkolleri kalori içerir.

Sağlıklı gönüllülerde yapılan bir çalışmada maltitolün günde 22,8 g tüketilecek şekilde pastacılık ürünlerine katılmasıyla Bifidobacteria miktarı artmıştır. Maltitol beraberinde polidekstroz da verilince hem Bifidobacteria hem de Lactobacillus miktarında artış gözlenmiştir. Bunun yanında propiyonat ve bütirat miktarları da artmıştır. Bu ve deney hayvanlarında yapılan çalışma sonuçları dikkate alındığı zaman maltitolün bu mikroorganizmalar için fermente edilebilen bir ürün olduğu anlaşılmaktadır.

Sorbitol bazı Lactobasillus türleri tarafından kullanılır. İnsandaki intestinal Bifidobacteria tarafından karbon kaynağı olarak tüketilir. Bu nedenle araştırmalar sonucunda sorbitolün prebiyotik olduğu sonucuna varılmıştır.

Tatlandırıcılardan şeker alkolleri sentetik tatlandırıcıların aksine büyük oranda mikrobiyotayı olumlu yöne etkilemekte ve bir prebiyotik gibi davranmaktadır. Eritritol gibi istisnaları bir kenara koyarsak mikrobiyota açısından bu katkıların kullanılması olumlu bir etki yaptığı bildirilmiştir.

Tatlandırıcılar ile ilgili sonuçlar çelişkilidir.  Bununla birlikte son yıllarda yapılan çalışmalarda, uzun süreli tatlandırıcı tüketiminin enerji dengesini  ve iştah metabolizmasını etkilediğini, yeme isteğini artırdığını, bozulmuş kan şekeri ve insülin direncine yol açtığını ileri sürülmüştür. Bu nedenle tatlandırıcı tüketiminin uzun süreli etkilerinin daha iyi anlaşılabilmesi için daha detaylı insan çalışmalarına ihtiyaç vardır.