Gece Yeme Sendromu

Gece yeme sendromu ilk kez Stunkard (1955) tarafından tedaviye dirençli obezite hastalarında tanımlanmıştır. Tanı ölçütleri incelendiğinde, sabahları ortaya çıkan anoreksinin; kahvaltının atlanması veya oldukça az miktarda yenmesinin (örneğin kahve veya meyve suyu), akșam hiperfajisinin (aşırı yeme eğilimi); günlük toplam kalorinin en az %25’inin akșam yemeğinden sonra alınmasının, insomnia veya uykusuzluğun ise haftada 3 veya daha fazla olmasının hakim olduğu bir klinik tablo görülmektedir. Daha net bir ifadeyle; sabah kahvaltının yapılmaması veya kahvaltıda çok az  yeme,  akşamları  ise  artmış  iştah,  günlük  alınan enerjinin  en  az  %25’inin  akşam  yemeğinden  sonra alınması  ve  buna  ek  olarak  haftada  3  veya  daha fazla kez uykusuzluğun olması belirtildiği gibi gece yeme sendromu tanı kriterleri arasındadır. 

Gece yeme sendromu, sabah iştahsızlığı, akşam hiperfajisi (aşırı yeme eğilimi) ve uykusuzluğun klinik özellikleri ve ardından gece yemek yemesi ile karakterize bir yeme bozukluğu olarak tanımlanabilir. Temel klinik özellik, besin alımının sirkadiyen zamanlamasında bir gecikme gibi görünmesidir. Günün ilk yarısında enerji alımı azaltılır ve ikinci yarısında büyük ölçüde artar, öyle ki yiyecek alımında hizmette uyku bozulur. Günlük yeme örüntüsü akşam ve gece anlamlı derecede artış göstermekle beraber bireyler günlük enerjilerinin büyük kısmını akşam ve gece yemeleri ile aldıkları görülmüştür. Bu durum obezite ve diyabet ile de ilişkilendirilmektedir. Tanıda bu alanda çalışan uzmanlar tarafından 2008’de düzenlenen Uluslararası Gece Yeme Sempozyumu’nda geliştirilen tanı ölçütleri kullanılmaktadır. 

Gece yeme  sendromunun,  obezitenin  nedeni  mi,  yoksa sonucu mu olduğu henüz doğruluk kazanmamış olmakla beraber, genel olarak gece yeme sendromunun obeziteye neden olduğu  bilinmektedir. Ayrıca  gece yeme sendromunun  diyabet, uyku sorunları, psikiyatrik hastalıklar ve diğer yeme bozukluklardan  etkilendiği,  ayrıca  bu  etmenlerin ortaya  çıkmasında  etkili  olduğu  bildirilmiştir.

Bireylerin fizyolojik koşullarda yaklaşık olarak günün yarısında besin tüketmediği ve uykunun, açlık döneminin en önemli ve uzun kısmını oluşturduğu çalışmalarda gösterilmiştir. Bireylerin tükettiği son öğünden 1- 4 saat sonra uykuya başladıkları ve ortalama 7- 9 saat uyudukları görülmektedir. Açlık uyanıklıkla ilișkili bir biyolojik dürtü olarak bilinmektedir. Açlık ve uyku arasındaki ilișki ise, homeostatik ve sirkadiyen ritimlerin kontrolü ile düzenlenir. İnsanlarda yeme ve uykunun sirkadiyen ritimleri, genellikle birbirleriyle eş zamanlıdır. Bu nedenle enerji homeostazı; geceleri yemek yenmemesine rağmen, glukoz ayarlanması ve iștah düzenlenmesindeki değișikliklerle devam ettirilebilmektedir.

Uyku sırasında olan anormal yeme davranıșı, farklı nedenlerden meydana gelmektedir. Bunlardan, gece yeme sendromu ve uykuyla ilișkili yeme bozukluğu son zamanlarda popüler olmuş bir konudur.

Sonuç olarak, gece yeme davranışı göstermenizin temel sebebi günlük almanız gereken enerjiyi gün içinde alamayıp akşam aşırı bir yeme isteği oluşmasıdır. Elbette bu tek belirti değildir.  Çözemediğiniz bir yeme bozukluğunuz varsa doktorunuza danışın.

KAYNAKLAR

  1. Orhan F. Ö., ve Tuncel D., 2009, Gece Yeme Bozuklukları, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, Kahramanmaraş
  2. Çakmak A. ve Demir A., 2012, Gece Yeme Sendromu, Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Ankara
  3. Akcan G., Gece Yeme Sendromunun Psikopatoloji Çerçevesinde İncelenmesi, Bartın Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümü
  4. Dandin-Türk D.Y. ve Garipağaoğlu M., 2018, Yetişkin Obez Kadınlarda Gece Yeme Sendromu ve Ağırlık Denetimi Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi, Medipol Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü, İstanbul, Türkiye