ÇAY VE SAĞLIK

Çay, kalp-damar hastalıkları ve kanser gibi kronik hastalıklara karşı potansiyel sağlık faydalarından dolayı en yaygın tüketilen içeceklerden biri çaydır. Ülkemizde özellikle siyah çay oldukça sık tüketilmektedir. Çayların elde edilme yöntemleri çok farklıdır. Aynı bitki yaprağından bile olsa işleme türü çayın özelliğini, sağlığa etkisini değiştirebilir.

Farklı yöntemlerle üretilen çay; yeşil, siyah ve oolong olarak 3 ana kategoriye ayrılmaktadır. Yeşil çay fermente edilmemiş, siyah çay tam fermente edilmiş ve oolong çay ise yarı fermente edilmiş özelliktedir. Oolong çayın karakteristiği, yeşil ve siyah çaylarının arasında bir özelliktedir. Dünyada üretilen ve tüketilen çayın %78’si siyah çay, %20’si yeşil çay ve %2 oranı ise oolong çaydır.

Yeşil çay, çay yapraklarının toplanır toplanmaz hızla kurutulması ile elde edilen kurutulurken oksijenle tepkimeye girmesine izin verilmeyen bitkisel çaylardandır. Aynı bitkiden elde edilen siyah çaydan farklı olarak yeşil çay oksijenle tepkimeye girmez.  Hem siyah hem de yeşil çayda kafein ve antioksidan bulunmasına rağmen yeşil çaydaki kafein oranı daha düşük, ancak  daha az işlem gördüğü için antioksidan miktarı  ve polifenol bileşenleri daha fazla bulunur. Bu nedenle yeşil çayın sağlık açısından faydaları diğer çay çeşitleri olan siyah ve oolong çaylarına göre daha fazladır.Biyokimyasal incelemeler sonucunda yeşil çayın aksorbik asit (vitamin C) ile riboflavin, niasin, folik asit, pantotenik asit gibi vitamin B çeşitleri ile magnezyum, potasyum, manganez ve florür gibi vitamin ve mineralleri içerdiği de belirtilmektedir.

Oolong çayı, kafein oranı yüksek olan ve yeşil çaydan daha fazla çeşitli kateşinlerin barındıran bir çaydır. Siyah çay ise, bitkinin kuru yapraklarının kullanıldığı çaydır ve enzimler aracılığı ile oksidasyon işlemlerinin sonucunda çay yapraklarının fermente edilerek parçalanmasıyla elde edilmektedir.  Kaynamış su ile hazırlandığında etkisi az olmasına rağmen siyah çay yağ asidi sentezini azaltmaktadır. Literatürde, sağlıklı beslenme alışkanlığı ile birlikte günde 5-6 fincan çay tüketiminin kronik hastalık riskinin azaltılması ve genel bir zindelik haline yardımcı olabileceği belirtilmektedir.  Literatürde, özellikle yeşil çayın karbonhidrat emilimini azalttığı, yağ asidi sentezini düzenlediği, pankreas ve gastrik lipazı baskıladığı, termogenezise neden olduğu, sempatik sinir sistemini ve yağ yakımını aktive ettiği, yağ dokusu farklılaşmasını azalttığı ve beyinde tokluk hissinin oluşmasında önemli rol oynadığı belirtilmektedir.  

Bir de beyaz çay var. Beyaz çay üretimi için filizlerin tomurcukları toplanmakta ve genelde gölgede kurutulmaktadır. Beyaz çayın kurutulması için uygulanan en eski metot güneşte kurutmadır. Günümüzde hala güneşte kurutma yöntemi uygulanabildiği gibi gölgede kurutma ve tamburlu kurutucularda kurutma da uygulanmaktadır.

Besinlerin sindirimi ya da çevrenin etkisiyle oluşan serbest radikaller oksidatif hasara yol açar.  Bu hasar vücutta kanser, kalp hastalıkları, otoimmün hastalıkların oluşumuna neden olabilir. Serbest radikallerin yok edilmesinde de antioksidanlar görevlidir. Çayda çok güçlü antioksidan içeren flavonoid bileşiği olduğu ve antioksidan içeren bu bileşiğin hücreleri serbest radikal hasarlarından, C ve E vitaminlerinden çok daha iyi koruduğu gösterilmiştir.  Çok güçlü bir antioksidan aktiviteyi sağlayan ve çayda bulunan flavonoller, C vitamininden 20 kez daha etkilidir.

YAPILAN ARAŞTIRMALAR

  • Stensvold ve arkadaşlarının  kardiyovasküler ve diyabet hastalığı olmayan 35-49 yaş aralığında, 9856 erkek ve 10233 kadın üzerinde yaptıkları çalışmada; çay, kolestrol, sistolik kan basıncı ve koroner kalp hastalıklarının ölüm oranı arasındaki ilişkilerini araştırmışlardır. Çalışmada, çay tüketimi arttıkça, ortalama serum kolesterol düzeyinin düştüğü, sistolik kan basıncı ile çay arasında ters ilişki olduğu belirtilmiştir.
  • Kadınlarda osteoporozun önlenmesi ve tedavisine yönelik çalışmalar incelendiğinde, klinik çalışmalarda osteoporozun önlenmesine yönelik uygulanan yöntemler ile birlikte yeşil çay tüketiminin de yarar sağladığı ortaya konulmuştur. Osteoporoz polikliniğine başvuran 60 yaş ve üzeri 632 kadın ile yapılan kesitsel bir çalışmada, kemik mineral yoğunluğu ile yaşam şekli arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada yeşil çay tüketimi ve fiziksel aktivite alışkanlığı olan hastalarda, kemik mineral yoğunluğu daha yüksek bulunmuştur . Menopoz dönemindeki kadınlarla yapılan başka çalışmalarda da, çay içen kadınlarda çay içme alışkanlığı olmayanlara oranla kemik mineral yoğunluğunun daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Literatürde, yeşil çay polifenolleri ve müzik eşliğinde yapılan yavaş, yumuşak ve zarif jimnastik hareketlerinden oluşan Tai Chi egzersizinin, osteopenik kadınların kemik sağlığı üzerine olumlu yararları olduğunu gösteren kanıtlar sunulmaktadır. Özellikle, yeşil çay ekstresi ile ilgili hepatotoksisite endişeleri olmasına karşın, postmenopozal dönemdeki kadınlarla yapılan çalışma sonuçları, Tai Chi egzersizi ile kombine yeşil çay polifenolleri takviyesinin kemik sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir
  • Yeşil çay yüksek oranda bulunan kateşin ve diğer polifenolik bileşenleri içermesinden dolayı siyah çaydan daha güçlü kanser karşıtı etkilere sahipken, beyaz çay çaylar içerisinde bu bileşenleri en yüksek oranda bulundurmasından dolayı kanserle mücadelede daha güçlü etkilere sahiptir. Beyaz çay ve yeşil çayın hücre mutasyonuna karşı koruma etkisinin Salmonella üzerinde denenerek analiz edildiği karşılaştırmalı bir çalışmada beyaz çayın hücre mutasyonuna karşı korumada önemli bir etkisinin olduğu belirlenmiştir.